İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Vakfı

Yapay Zeka ve Yükseköğretim: Akademik Bütünlüğün, Öğrenme Kültürünün ve Kurumsal Meşruiyetin Yeni Sınavı

2025’in son çeyreğinde yapay zekâ (YZ) yalnızca bir araç değil, yükseköğretimin geleceğini belirleyen bir güç olarak tartışılıyor. Üniversiteler, bilimsel dürüstlükten öğretim modellerine kadar her alanda köklü bir dönüşüm baskısı altında. Times Higher Education, The Guardian ve The Washington Post gibi yayınlarda çıkan haberler, ortak bir gerçeği vurguluyor: Akademi, YZ devrimine hazırlıksız yakalandı; bu sessizlik, hem kurumsal güven hem de eğitimin anlamını tehdit ediyor.

Önemli Noktalar

  1. Üniversiteler YZ çağında yapısal bir vizyon eksikliğiyle karşı karşıya; “teknoloji sorunu” olarak gördükleri dönüşüm aslında varoluşsal bir krizdir [1].
  2. Bilimsel yazım ve hakemlik süreçlerinde kuralsız YZ kullanımı, araştırmanın güvenilirliğini sarsıyor [2].
  3. Öğrenciler arasında YZ destekli kopya ve “akademik kolaycılık” artarken, öğretim üyeleri ölçme biçimlerini yeniden tanımlamak zorunda kalıyor [3][6].
  4. Doktora düzeyinde bile YZ kullanımına dair açık politikaların olmaması, etik belirsizlik yaratıyor [4].
  5. Eğitimciler, YZ’yi yasaklamanın değil, eleştirel kullanımını öğretmenin kalıcı çözüm olduğunu savunuyor [5].

1. Kurumsal Körlük: Üniversiteler Neden Geri Kalıyor?

Ian Richardson’a göre, “üniversiteler bilgi teknolojilerinin dönüştürücü potansiyeliyle stratejik biçimde ilgilenmeyen tek sektör” konumuna geldi [1]. Bankacılık, sağlık ve hukuk gibi geleneksel kurumlar YZ ile iş modellerini yeniden tanımlarken, yükseköğretim hâlâ “eski bürokratik reflekslere” takılı kalıyor.

Richardson, üniversitelerin YZ’yi bir pedagojik yenilik değil, idari bir “teknoloji sorunu” olarak ele aldığını belirtiyor. Bu durum, “sorumluluğun dağılması, ad hoc çözümler ve stratejik vizyon eksikliği” olarak sonuçlanıyor [1]. Ona göre asıl tehdit YZ değil, “kurumsal atalet ve hayal gücü eksikliği.”

Bu yapısal tutukluk, özel şirketlerin ve çevrimiçi platformların sertifikalı YZ destekli öğrenme çözümleriyle akademinin alanına girmesine yol açıyor. Üniversiteler, bilgi üretimindeki tarihsel meşruiyetlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya.

2. Bilimsel Yazımda Kuralsızlık: Dürüstlüğün Dijital Krizi

George Chalhoub, akademik yayıncılığın “denetlenmemiş YZ kullanımıyla temellerinden sarsıldığını” söylüyor [2]. 2024’te Elsevier dergilerinde yayımlanan bazı makalelerin “Certainly, here is a possible introduction for your topic” gibi cümlelerle başladığı ve geri çekildiği örnekleri hatırlatıyor [2].

Science Advances verilerine göre, 2024 yılında yayımlanan özetlerin %13,5’inde YZ izine rastlandı. Stanford araştırmacıları bu oranın bilgisayar bilimi makalelerinde %17,5’e çıktığını tespit etti [2]. Dahası, Nature tarafından incelenen 50.000 hakem raporunun %17’sinin YZ tarafından yazıldığı tahmin ediliyor.

Chalhoub, bu eğilimin “yayın etiği yerine üretkenlik teşvikine” dayandığını ve araştırma teşvik sisteminin yeniden tasarlanmadıkça kontrol altına alınamayacağını vurguluyor. “Açık politikalar, şeffaf açıklama ve ortak hesap verebilirlik olmadan akademik güvenlik sağlanamaz” [2].

3. Öğrenci Deneyimi: Kalite ile Memnuniyet Arasında

Ian Pace, “Yapay zekâya yanıt vermek istiyorsak öğrenci memnuniyetinin düşmesiyle yaşamayı öğrenmeliyiz” diyor [3]. 2024 sonunda yapılan bir ankete göre öğrencilerin %92’si ödevlerinde YZ araçlarını kullandığını itiraf etti [3]. Bu, öğretim üyelerini “kanıtlanamayan ama hissedilen kopya” vakalarıyla karşı karşıya bırakıyor.

Pace, çözümün “yasak değil, yeniden tasarım” olduğunu savunuyor: yazılı ödevlerin yerini sözlü sunumlar, süreç temelli değerlendirmeler ve ekip çalışmaları almalı. Aksi halde, “mezunlar yalnızca mevcut bilgiyi yeniden formüle eden teknisyenler haline gelir” [3].

Bu bakış, The Guardian’daki açık mektupla da örtüşüyor. Lorna Waddington ve Richard de Blacquière-Clarkson, “Görevimiz YZ’yi görmezden gelmek değil, öğrencileri eleştirel kullanıma hazırlamak” diyor [5]. Onlara göre, “YZ bir tehdit değil, pedagojik bir fırsat olabilir” — yeter ki ölçme yöntemleri ürün yerine süreci değerlendirsin [5].

4. Akademik Etik ve Sessizlik: Doktora Düzeyinde Kriz

E.M. Wolkovich, doktora tezlerinde YZ kullanımının artık “sessiz bir norm” haline geldiğini yazıyor [4]. Bir jüri başkanı olarak yönettiği savunmada, öğrencinin tezin bir kısmını “yapay zekâ ile geliştirdiğini” açıkça belirtmesi, onu şoke etmiş. Üniversite yönergeleri yalnızca “dil ve biçim düzenlemesi” için izin veriyor, ancak “taslak yazımında” kullanımın danışman onayı gerektirdiğini söylüyor [4].

Wolkovich’in ifadesiyle, “Alıntısız ChatGPT kullanımı intihaldir.” Fakat çoğu akademisyen bunu öğrencilerine hiç söylememiş. Bu suskunluk, genç araştırmacıları etik gri alana itiyor. Yazara göre, “Biz öğrencileri yazı yoluyla düşünmeye değil, araç yoluyla üretmeye alıştırıyoruz” [4].

5. Dijital Gözetim ve Kurumsal Sınırlar: Google Vakası

Eğitimde YZ tartışması yalnızca üniversitelerle sınırlı değil. The Washington Post, Google’ın Chrome tarayıcısına eklediği “homework help” butonunun öğretmenler arasında infiale yol açtığını bildiriyor [6].

Buton, çevrimiçi sınavlarda soruyu tarayıp “doğru cevabı” iki tıklamayla sunuyor. Bir öğretmen, “Google akademik dürüstlüğü baltalıyor, öğrencilerin önüne kopya düğmesi koyuyor” diyor [6]. Şirket kısa süreliğine özelliği durdursa da, kalıcı çözüm sözü vermedi.

Bu olay, eğitimde “Big Tech’in müdahalesi” sorununu açığa çıkarıyor. Teknoloji devleri “öğrenme kolaylığı” iddiasıyla aslında pedagojik denetimi zayıflatıyor. Üniversiteler bu rekabet ortamında hem etik hem pedagojik bir konum tanımlamak zorunda.

6. Sonuç: Yeni Bir Akademik Toplum Sözleşmesi

Yükseköğretimin aynı anda üç krizin yaşadığı görünüyor:

  1. Kurumsal vizyon eksikliği [1],
  2. Bilimsel dürüstlükte belirsizlik [2][4],
  3. Pedagojik modelin çöküşü [3][5][6].

Üniversitelerin görevi artık yalnızca bilgi aktarmak değil, insan–makine etkileşimini anlamlandırmak. Bunun için üç temel ilke öne çıkıyor:

Akademi, “teknolojik çağa ayak uydurma” değil, “insani değerleri yeniden tanımlama” sorumluluğuyla karşı karşıya. Eğer bu adım atılmazsa, Richardson’ın uyarısı gerçekleşecek: “Üniversiteler, hayal gücü eksikliği nedeniyle kendi meşruiyetlerini kaybedecekler” [1].
Kaynakça

[1] Ian Richardson. “Universities Risk Irrelevance by Failing to Engage Fully with AI.” Times Higher Education, 11 Kasım 2025.
[2] George Chalhoub. “Rules Needed for AI Use in Scientific Writing and Peer Review.” Times Higher Education, 29 Eylül 2025.
[3] Ian Pace. “To Respond to AI, We May Need to Live with Lower Student Satisfaction.” Times Higher Education, 12 Eylül 2025.
[4] E.M. Wolkovich. “PhD Students Are Let Down by Silence on ChatGPT Misuse.” Times Higher Education, 26 Ağustos 2025.
[5] Lorna Waddington & Richard de Blacquière-Clarkson. “Preparing Students for a World Shaped by Artificial Intelligence.” The Guardian, 24 Eylül 2025.
[6] Geoffrey A. Fowler. “Google’s ‘Homework Help’ Is Here, but Teachers Say It Enables AI Cheating.” The Washington Post, 18 Eylül 2025.

Exit mobile version