BLOG SAYFALARI

Kalkınmacı Otoriterliğin Dayanıklılık Testi: Çin Modelinden Körfez ve Afrika’ya

Günümüzde Suudi Arabistan’dan Tanzanya’ya, Ruanda’dan Vietnam’a kadar birçok ülke, kendi kalkınma planlarını Çin’in deneyimlerinden ilham alarak şekillendiriyor. Ancak küresel ticarette artan korumacılık, finansman kısıtları, enerji dönüşümü ve demografik baskılar “kalkınmacı otoriterlik” modelin dayanıklılığını sınamaya başladı.

Önemli Noktalar

  • Çin’in “Made in China 2025” stratejisi, bazı sektörlerde küresel liderlik sağladı, ancak aşırı kapasite ve ticaret gerilimleri yarattı.
  • Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 planı, dev kamu harcamalarıyla büyümeyi hedefliyor; özel sektörün alanı daralıyor.
  • Doğu Afrika’da altyapı ve sanayi yatırımları otoriterleşme ile el ele ilerliyor; borç ve yatırım güveni sorunları belirgin.
  • Küresel enerji dönüşümü, petrol ve emtia gelirlerine bağımlı ekonomileri kırılgan hale getiriyor.
  • Model, kısa vadede hızlı büyüme sağlasa da, uzun vadede şeffaflık, piyasa disiplini ve inovasyon kapasitesi gerektiriyor.

Bölüm 1 – Çin Modeli: Başarılar ve Açmazlar

Çin’in “Made in China 2025” stratejisi, yüksek teknolojili sektörlerde küresel liderlik hedefliyordu. “Çin’in ‘Made in China 2025’ sanayi stratejisi, ülkenin imalat sektörünü robotik, havacılık, elektrikli araçlar ve ileri tıbbi cihazlar gibi yüksek teknoloji endüstrilerinde küresel liderliğe yükseltmek için tasarlandı… Bu, bazı alanlarda dünya standartlarında şirketler yaratırken, kronik aşırı kapasite, piyasa bozulmaları ve büyük ortaklarla ticaret gerilimleri de üretti.” [3]

Bu başarı, dünya genelinde sanayi politikalarının yeniden değerlendirilmesine yol açtı. “Made in China planı, Pekin’in Batılı ortaklarla ticari ilişkilerinde büyük bir kopuş yarattı… Donald Trump bu planı ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşını haklı göstermek için kullandı… Ardından gelen Joe Biden da daha aktif bir sanayi politikası izledi.” [3]

Ancak bu model, uzun vadede maliyetli sonuçlar da doğurdu. “Yüksek borç seviyeleri, bütçe açıkları ve çok sayıda zarar eden şirket, kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturuyordu… ‘Pekin kısa vadeli kazançlar için ekonomik büyümeyi, verimliliği ve muhtemelen uzun vadeli inovasyonu feda etti.’” [3] Çin’in başarısı ölçek ekonomileri ve stratejik sektör seçimi sayesinde geldi; ancak aynı ölçekte kaynak tahsisi hataları da beraberinde geldi. Ayrıca, bu tür merkezi planlama modelleri, kısa vadeli sonuç baskısı nedeniyle verilerin manipüle edilmesi gibi patolojilere yatkın.

Bölüm 2 – Körfez’de Kalkınmacı Otoriterlik: Suudi Arabistan Örneği

Suudi Arabistan, Vizyon 2030 ile ekonomisini petrole bağımlılıktan kurtarmayı hedefliyor. “Muhammed bin Selman, dünyanın en güvenli otokratlarından biri… 2030 yılına kadar hükümeti ekonomiyi dönüştürmek için neredeyse 3 trilyon dolar harcamış olacak. Yetkililer yapay adalar, lüks oteller ve elektrikli araç fabrikalarına yatırım yapıyor.” [1]

Bu programın merkezinde Kamu Yatırım Fonu (PIF) var. “Vizyon 2030’un merkezinde, çölün ortasında geleceğin şehri NEOM gibi mega projeleri finanse eden PIF bulunuyor… Ancak PIF’in baskın rolü, özel girişimleri gölgede bırakma riski taşıyor ve birçok proje büyük ölçüde ithal işgücüne ve uzmanlığa dayanıyor.” [2]

Fakat bu dev harcamalar, sürdürülebilir mali dengeyi zorlaştırıyor. “Son yıllarda yüksek petrol gelirlerine rağmen, Suudi Arabistan devasa kamu harcama taahhütleri nedeniyle artan mali baskılarla karşı karşıya… Vergi tabanını genişletme çabaları sınırlı kaldı. Üretkenlikte kalıcı bir artış ve gerçek özel sektör büyümesi olmadan, krallık çeşitlendirme hedeflerine ulaşmakta zorlanabilir.” [2] Bu tür petrol dışı büyüme projeleri genellikle yüksek fırsat maliyeti taşır; özel sektörün zayıf kalması uzun vadede verimlilik sorunları yaratır. Diğer yandan, ekonomik çeşitlenme başarısız olursa siyasi meşruiyetin nasıl etkileneceğini sorgular.

Bölüm 3 – Doğu Afrika Deneyimi: Yükselen Beklentiler, Sıkışan Alanlar

Doğu Afrika’da bazı liderler, Çin modelini kendi kalkınma stratejilerine uyarladı. “Ruanda ve Tanzanya gibi ülkelerde, otoriter liderler, kısmen Çin modelinden esinlenen devlet öncülüğünde kalkınma stratejilerini benimsedi… Bu çabalar GSYH’da görünür büyüme sağlarken, siyasi alanın daralması ve borç sürdürülebilirliği konusunda artan endişelerle de çakıştı.” [3]

Ancak yatırım ortamı kırılgan. “Doğu Afrika’da doğrudan yabancı yatırım dalgalı seyrediyor; yatırımcı güveni çoğu zaman ani politika değişiklikleri, şeffaf olmayan düzenlemeler ve ekonomik kararların siyasallaşmasıyla zedeleniyor.” [3] Bu durum, sadece ekonomik büyüme hızını değil, aynı zamanda toplumların modernleşme algısını da etkiliyor. Bu gibi modellerin vatandaş katılımını kısıtlayarak uzun vadede sosyal uyumu zayıflatabileceğini vurgular.

Bölüm 4 – Dayanıklılık Testi: Ortak Riskler ve Gelecek Senaryoları

Kalkınmacı otoriter rejimler, devlet kontrolü ile girişimci dinamizm arasında hassas bir denge kurmak zorunda. “Bu modelde ağır devlet müdahalesi büyümeyi başlatabilir, ancak zamanla inovasyonu boğabilir, kaynakları yanlış tahsis edebilir ve özel yatırımı caydırabilir… Küresel ticaretin daha parçalı hale geldiği bir dönemde bu modelin dayanıklılığı sınanacak.” [4]

Enerji dönüşümü de büyük bir meydan okuma. “İklim değişikliği ve küresel enerji dönüşümü, kaynak bağımlı otoriter ekonomiler için ek zorluklar oluşturuyor… Bu geçişi yönetme yeteneği, siyasi istikrar ve ekonomik dayanıklılığın temel belirleyicisi olacak.” [4] Söz konusu riskler yatırımcı beklentilerini doğrudan etkilerken aynı zamanda bu geçişler yönetilemezse toplum-devlet ilişkilerinde kırılma yaşanması olasıdır.

Sonuç

Kalkınmacı otoriterlik, kısa vadede etkileyici ekonomik sıçramalar sağlayabilir. Çin’in sanayi politikası ve Körfez ile Doğu Afrika’daki uygulamalar, devletin yönlendirdiği büyümenin potansiyelini ve sınırlarını net biçimde gösteriyor. Ancak verimlilik artışı, şeffaf veri yönetimi, özel sektörün güçlendirilmesi ve enerji dönüşümüne uyum sağlanmadıkça bu modelin uzun vadeli sürdürülebilirliği belirsizdir.

Ekonomik büyüme üzerinden meşruiyet arayan rejimler için, büyümenin yavaşlaması siyasi riskleri artırır. Bu nedenle, dayanıklılık testi yalnızca ekonomik değil, toplumsal bir sınavdır.

Kaynakça

[1] The Economist. 2025. “Growth-Loving Authoritarians Are Struggling to Deliver.” The Economist, 18 Mayıs 2025. https://www.economist.com.

[2] AP News. 2025. “Vietnam Wants to Be the Next Asian Tiger.” Associated Press, 14 Haziran 2025. https://apnews.com.

[3] Financial Times. 2025. “The Lessons from China’s Dominance in Manufacturing.” Financial Times, 3 Temmuz 2025. https://www.ft.com.

[4] Financial Times. 2025. “Transcript: Martin Wolf Talks to Arvind Subramanian.” Financial Times, 22 Nisan 2025. https://www.ft.com.

İlginizi çekebilecek diğer gönderiler
BLOG SAYFALARI

İran Gündemdeki Yerini Koruyor ve Koruyacak

Yusuf YAĞLI İran, 1979 yılında gerçekleşen İslam İnkılabı ile Batı emperyalizminin…
Devamını oku
BLOG SAYFALARI

Özgür Düşünce Bağlamında Baskı ve İstibdat Meselesi

Bireyin kimlik inşa süreci, yalnızca doğuştan gelen özelliklerle sınırlı olmayan; aile…
Devamını oku
BLOG SAYFALARI

Bilgi Türlerinin Nesnelliği ve Evrenselliği Üzerine Bir Deneme

Mehdi AKYÜZ İnsan neden hakikati talep eder? Çünkü şüphe, insan bilincinin tahammül…
Devamını oku