Avrupa’dan Avustralya’ya, Britanya’dan ABD’ye kadar göç karşıtı siyaset ve eylemler yeniden ivme kazanıyor. Sokak devriyelerinden toplu sınır dışı planlarına, sert tarama uygulamalarından kitlesel mitinglere uzanan bu süreç, hem siyaseti hem de toplumların değerler sistemini zorluyor. Peki bu yükseliş geçici bir dalga mı, yoksa kalıcı bir dönüşüm mü?
Önemli Noktalar
- Avrupa’da paramiliter görünümlü sokak devriyeleri artarken, sosyal medyada nefret içerikleri patladı [1].
- Avustralya’da neo-Nazilerin de katıldığı göç karşıtı mitingler hükümetten sert tepki gördü [2][4].
- Britanya’da Reform UK lideri Nigel Farage’ın toplu sınır dışı planı kilise tarafından eleştirildi [5].
- ABD’de Trump yönetimi “anti-Amerikan” taramalar ve rekor sınır dışı hızını başlattı [6][8].
- Demokratlar, seçmenin kaybolan güvenini geri kazanmak için yeni politika çerçeveleri arıyor [7].
Avrupa ve Avustralya: Sokaklarda Yükselen Göç Karşıtı Hareketler
Avrupa’nın farklı kentlerinde son dönemde paramiliter görünümlü gruplar ortaya çıktı. Reykjavik’te siyah üniformalı bir grup adamın yürüyüşü bu eğilimin sembolü oldu: “Demir haçlı siyah gömlekler giymiş yaklaşık bir düzine adam, yoğun bir cuma gecesinde Reykjavik’in merkezinde yürüdü. Polonya ve Hollanda’da ise gönüllü devriyeler Alman sınırında toplanarak karşılaştıkları sığınmacıları geri çevirmeye hazırlandı.” [1]
Bu tür eylemler çoğu zaman sembolik olsa da, radikal sağ için önemli bir propaganda aracı haline geliyor. Bir uzman bunu şöyle özetledi: “Bunların çoğu sembolik. Ne göçü durduruyorlar ne de sokaklarda güvenliği artırıyorlar… Bu, medya için bir gösteri ve çoğunlukla siyasi amaçlı, çünkü aşırı sağcı örgütler bunu reklam ve yeni üye kazanma yolu olarak kullanıyor.” [1]
Sosyal medyanın etkisi belirgin. Hak savunucularının aktardığına göre, “ırkçı mesajların sosyal medyadaki dolaşımı yüzde 1500 oranında arttı.” [1]
Benzer bir tablo Avustralya’da da görüldü. Melbourne’de düzenlenen “March for Australia” mitingine neo-Nazi Thomas Sewell katılarak, “Eğer göçü durdurmazsak, ölümümüz kesindir” dedi [2]. Bu tür söylemler, kitlenin öfkesini sertleştirirken, hükümetten de tepkiler geldi. Victoria eyalet başbakanı miting hakkında, “Toplum uyumunu artırmakla ilgili değil… bu nefret yaymak ve toplumu bölmekle ilgili” sözleriyle sert çıktı [4].
Bu örnekler, göç karşıtı hareketin sadece siyasette değil, sokakta da giderek daha örgütlü ve görünür hale geldiğini ortaya koyuyor.
Britanya’da Reform UK ve Farage’ın ‘Toplu Sınır Dışı’ Planı
Britanya’da Reform UK lideri Nigel Farage, sığınmacıları toplu şekilde sınır dışı etmeyi hedefleyen planını açıkladı: “Reform UK, geçen hafta Farage’ın zorla sınır dışı etmeleri engelleyen anlaşmaları yürürlükten kaldırarak sığınmacıları ülkeden uzaklaştırma planlarını açıklamasıyla bu konuda girişimde bulundu.” [5]
Plan, özellikle dini kurumlar tarafından eleştirildi. York Başpiskoposu Stephen Cottrell, Farage’ın önerilerini “yalıtımcı, kısa vadeli ve refleksif bir tepki” olarak nitelendirdi [5]. Cottrell ayrıca, “İnsanların bu tür yalıtımcı ve kısa vadeli ‘evine gönder’ politikalarına aktif olarak direnmesi gerektiğini” söyledi [5].
Bu tartışma, göç meselesinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ahlaki ve dini bir mesele olarak da gündeme taşındığını gösteriyor. Kilisenin sesi, toplumsal uzlaşı ve insani değerler üzerinden göç politikalarını sorgulama ihtiyacını vurguluyor.
ABD’de Trump’ın Sertleşen Politikaları ve Demokratların Arayışı
ABD’de Trump yönetimi göç politikasında yeni bir adım attı. Göçmenler artık “anti-Amerikan davranış” taramasından geçiriliyor: “ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri Salı günü yaptığı açıklamada, ülkede çalışmak ve vatandaşlığa giden yasal yolda ilerlemek isteyen göçmenlerin artık ‘anti-Amerikan’ davranışlar için taranacağını” duyurdu [6].
Trump, bu yaklaşımı şu sözlerle savundu: “Amerika’nın faydaları, ülkeyi hor gören ve anti-Amerikan ideolojileri teşvik edenlere verilmemelidir… Göçmenlik ayrıcalıktır, hak değil.” [6]
Ancak eleştiriler de sert oldu. Cato Enstitüsü’nden David Bier, “Bu, Başkan Trump’ın siyasi açıdan hoşlanmadığı gruplara karşı elindeki yeni güçlü bir silah” dedi [6].
Uygulamalar sadece söylemle sınırlı kalmadı. “Ağustos’un ilk haftasında sınır dışı sayısı günde neredeyse 1.500’e ulaştı, bu hız Obama döneminden bu yana görülmemişti.” [8] Bugüne kadar en az 180 bin kişi sınır dışı edildi ve ilk yıl içinde 400 bini aşması bekleniyor [8].
Demokratlar ise bu sertleşmeye karşı seçmene farklı bir çerçeve sunmaya çalışıyor. “115 üyeden oluşan Yeni Demokrat Koalisyonu, sınır görevlilerine finansal ve operasyonel destek artırımı ile vize politikalarının yeniden düşünülmesini içeren bir çerçeve açıkladı.” [7]
Bir Demokrat temsilci şu yorumu yaptı: “Amerikan halkının, sınır güvenliği konusunda Demokrat Parti’ye olan güvenini kaybettiğini kabul etmeliyiz… Parti’yi doğru yöne çekmek için sınır topluluklarındaki insanlara kulak vermeliyiz.” [7]
Bu tablo, göç meselesinin ABD’de iki parti için de en kritik siyasi sınavlardan biri haline geldiğini gösteriyor.
İnsani Bedel: Göçmenlerin Trajedileri ve Ahlaki Tartışmalar
Göç karşıtı söylem ve uygulamaların ötesinde, yaşanan insani trajediler konunun dramatik boyutunu hatırlatıyor. Cezayirli Zahia’nın hikâyesi bunlardan biri. “Her sabah Zahia, Cezayir’in Bou Ismaïl kentindeki evinden çıkıp bir ilkokulu temizlemeye gidiyor. Bir yıldır, her iki kızını kaybettikten sonra, dört torunuyla tek başına yaşıyor.” [3]
Acının kaynağı Akdeniz’deki geçiş oldu. “21 Ekim 2021’de İspanyol basını, Guardia Civil’in Formentera sahilinde iki çürümüş ceset – biri kadın, diğeri teknenin kaptanı – bulduğunu bildirdi.” [3]
Yakınlarının aktardığına göre, Zahia derin bir travma yaşıyor: “Daha önce kaygı sorunları vardı ama yaşadıklarından sonra ağır bir depresyona girdi… Tüm acısını kendi içinde tuttu.” [3]
Bu tür hikâyeler, göçün yalnızca siyasi bir başlık değil, aynı zamanda bireylerin hayatlarını altüst eden insani bir kriz olduğunu gözler önüne seriyor.
Sonuç
Göç karşıtı dalga, farklı kıtalarda birbirine benzer reflekslerle yeniden yükseliyor: Avrupa’da sokak devriyeleri, Avustralya’da neo-Nazi mitingleri, Britanya’da toplu sınır dışı planları, ABD’de sert tarama ve rekor sınır dışı uygulamaları. Demokratların orta yol arayışı ise bu sertleşmenin siyasi etkilerini dengelemeye dönük bir girişim.
Ancak asıl soru şu: Bu yükseliş, geçici bir dalga mı, yoksa göç siyaseti ve toplumsal uyumda kalıcı bir paradigma değişikliğinin habercisi mi?
Kaynakça
[1] The Guardian. 2025. “Far-Right Vigilantes Patrol European Streets.” The Guardian, 5 Temmuz 2025.
[2] The Guardian. 2025. “Neo-Nazi Addresses Anti-Immigration Rally in Melbourne.” The Guardian, 7 Temmuz 2025.
[3] The Guardian. 2025. “Algerian Grandmother Mourns Daughters Lost to Mediterranean Crossing.” The Guardian, 12 Temmuz 2025.
[4] Reuters. 2025. “Australia’s March for Australia Rallies Condemned.” Reuters, 7 Temmuz 2025.
[5] BBC. 2025. “Farage’s Mass Deportation Plan Criticised by Archbishop.” BBC News, 14 Temmuz 2025.
[6] Associated Press. 2025. “US to Screen Immigrants for ‘Anti-American’ Behavior.” AP News, 23 Temmuz 2025.
[7] Washington Post. 2025. “Democrats Seek New Immigration Strategy.” The Washington Post, 28 Temmuz 2025.
[8] New York Times. 2025. “US Deportations Surge under Trump Administration.” The New York Times, 5 Ağustos 2025.

