BLOG SAYFALARI

APEC 2025: Gergin Denge Dönemi — Trump ve Xi’nin Kırılgan Ateşkesi

Ticaret, Güç ve Jeopolitik Etkinin Yeni Dili

2025 APEC Zirvesi, küresel düzenin güç merkezlerinin yeniden belirlendiği bir sahneye dönüştü. ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasındaki kısa süreli yumuşama, ticaret savaşının sona erdiği anlamına gelmiyordu. Aksine, dünya ekonomisi artık iki rakibin birbirine bağımlı olduğu yeni bir gergin denge dönemine girmişti.

Önemli Noktalar

  • Trump ve Xi, stratejik madenler ve tarım ürünleri konusunda bir yıllık ticaret ateşkesi üzerinde uzlaştı.
  • Xi, “çok kutuplu işbirliği” ve “açık ticaret” çağrısıyla ABD’nin terk ettiği diplomatik alanı doldurdu.
  • Washington, aynı anda Güney Kore ve Avustralya ile savunma ve kaynak ortaklıklarını derinleştirerek Çin’i çevrelemeye devam etti.
  • Küresel ekonomik düzen artık çatışma yerine kırılgan bağımlılık üzerine kuruluyor.

1. Çin’in Yeni Söylemi: Açık Ticaretin Savunucusu

Trump’ın APEC toplantılarına katılmaması, Çin’e küresel liderlik sahnesinde benzersiz bir fırsat sundu. Xi Jinping, Asya-Pasifik ülkeleri önünde yaptığı konuşmada ülkesinin açık ticaret düzenini savunacağını ve Dünya Ticaret Örgütü merkezli çok kutuplu işbirliğini güçlendireceğini söyledi [1]. Bu sözler, yalnızca ekonomik değil, politik bir iddia taşıyordu: Çin artık yalnızca üretim gücü değil, düzen kurucu aktör rolüne talipti.

Xi, konuşmasında tek taraflı politikaların küresel istikrara zarar verdiğini, ticaretin “kazan-kazan” ilkesiyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı [1]. Trump’ın korumacı “Önce Amerika” yaklaşımının bıraktığı diplomatik boşluk, böylece Pekin’in yeni yumuşak güç söylemine zemin hazırladı.

Ancak Çin’in “açık ticaret” savunusu, aynı zamanda bağımlılık üzerinden güç kurma stratejisi anlamına geliyor. Xi, ülkelerin üretim ve tedarik ağlarını ABD’ye karşı Çin’den uzaklaştırma girişimlerine üstü kapalı biçimde karşı çıktı ve “koparmak yerine bağları güçlendirme” çağrısı yaptı [5]. Pekin bu yolla, hem bölgesel ortaklara güven mesajı verirken hem de ekonomik ağırlığını koruma kararlılığını gösterdi.

2. Ticaret Ateşkesi: Nefes Aldıran Ama Kalıcı Olmayan Uzlaşma

Busan’daki Trump–Xi görüşmesi, küresel piyasalar açısından gerilimi düşüren kısa süreli bir ateşkese dönüştü. Trump, stratejik madenler üzerindeki kısıtlamaların kaldırıldığını ve Çin’in yeniden Amerikan tarım ürünleri alımına başlayacağını açıkladı [4][8]. ABD, buna karşılık gümrük vergilerini on puan düşürerek ithalat üzerindeki baskıyı hafifletti [8].

Bu anlaşma, iki ekonomi arasındaki gerilimi geçici olarak yumuşatsa da yapısal sorunları çözmedi. Xi’nin vurguladığı gibi, iki tarafın “daha geniş resmi görmesi ve uzun vadeli işbirliğinin faydalarına odaklanması” gerekiyordu [8]. Bu ifade, Çin’in kısa vadeli ticari uzlaşmaları uzun vadeli bağımlılık ilişkilerine dönüştürme stratejisini açıkça gösteriyor.

Trump ise anlaşmayı bir “başarı hikayesi” olarak sundu ve “on üzerinden on iki” diyerek kendi diplomatik becerisini öne çıkardı [8]. Ancak bu iyimserlik, Çin’in üretim zincirlerindeki hâkim konumuna dokunmuyordu.

3. Stratejik Madenler: Yeni Çağın Sessiz Gücü

Ticaret ateşkesinin en kritik başlığı stratejik madenlerdi. Cep telefonlarından savaş uçaklarına kadar birçok ileri teknoloji ürünün üretiminde vazgeçilmez olan bu minerallerin yaklaşık yüzde yetmişi Çin’de çıkarılıyor [4]. Pekin’in ihracat kısıtlamalarını yalnızca bir yıl süreyle askıya alması, ekonomik değil politik bir karardı: bu, kalıcı değil koşullu bir jestti.

Bu nedenle, Trump’ın “anlaşma tamamlandı, artık engel kalmadı” açıklaması piyasaları rahatlatsa da, Çin bu jestle elindeki baskı gücünü korudu [4]. Yıllık olarak yenilenecek mutabakat, Pekin’e sürekli pazarlık üstünlüğü sağlıyor. Dünya ekonomisi için bu, açık bir uyarıydı: artık ham madde akışı da tıpkı enerji gibi jeopolitik bir silah haline gelmişti.

4. ABD’nin Karşı Hamleleri: Müttefiklerle Güç Dengesi

Washington, Çin’le geçici bir ekonomik ateşkes sağlarken bölgesel stratejisini gevşetmedi. Trump yönetiminin Güney Kore’ye nükleer tahrikli denizaltı üretimi için onay vermesi, askeri caydırıcılığın güçlendirilmesi anlamına geliyordu [2]. Bu karar, Asya-Pasifik’te yalnızca Kuzey Kore’ye değil, Çin’in deniz gücüne de mesaj niteliğindeydi.

Aynı dönemde Avustralya ile yapılan görüşmelerde “kritik mineraller” ortaklığı vurgulandı. Trump, Canberra ile işbirliğini “mükemmel uyum içinde yürüyen bir ortaklık” olarak tanımladı [3]. Bu adımlar, ABD’nin Çin’le rekabet ederken aynı zamanda onun çevresinde kaynak güvenliği eksenli bir ittifak ağı kurduğunu gösteriyor.

5. İdeolojik Dönüşüm: Serbest Ticaretin Yeni Tanımı

Xi Jinping’in APEC konuşması yalnızca ekonomi değil, ideoloji üzerine kuruluydu. “Zamanlar ne kadar çalkantılı olursa, birlikte çalışmanın önemi o kadar artar” diyerek küresel işbirliğini istikrarla eşanlamlı hale getirdi [6]. “Çin’e yatırım yapmak geleceğe yatırım yapmaktır” ifadesi ise ülkesini yalnızca pazar değil, düzenin dayanak noktası olarak tanımlıyordu [6].

Bu yeni dil, Batı’nın serbest piyasa ideolojisinden farklı bir söyleme dayanıyor: özgürlük değil, güven vurgusu. Çin, “açık ticaretin savunucusu” kimliğini kendi siyasal modelinin bir uzantısına dönüştürüyor. Bu da küresel ekonomi için yeni bir döneme işaret ediyor: açık pazar ilkeleri yerini jeopolitik istikrarın ekonomisine bırakıyor.

6. Küresel Sonuç: Karşılıklı Bağımlılığın Siyaseti

2025 itibarıyla dünya ekonomisi, açık çatışma yerine zorunlu işbirliğine dayalı bir rekabet içinde ilerliyor. ABD, Çin’den tamamen kopamıyor; Çin ise ABD pazarına erişmeden büyümesini sürdüremiyor. Bu durum, ne soğuk savaş ne sıcak barış — tam anlamıyla “gergin denge.”

Bu dengede “çok taraflılık” artık ideal bir kavram değil, çıkar dengesini meşrulaştıran bir araç. Küresel yönetişim, değerler değil, karşılıklı ihtiyaçlar üzerine kuruluyor.

Sonuç: Kırılgan Düzenin Yeni Kuralları

Busan’daki APEC Zirvesi, yalnızca iki liderin geçici uzlaşmasını değil, dünya düzeninin yönünü de simgeliyor. Trump’ın kısa vadeli kazanımları ile Xi’nin uzun vadeli vizyonu birbirine temas ettiğinde, ortaya ideolojik değil pragmatik bir tablo çıkıyor.

Bugün serbest ticaretin dili, artık özgürlüğü değil, kontrollü karşılıklı bağımlılığı anlatıyor.
Ve geriye şu soru kalıyor:
Küresel istikrarı kim sağlayacak — işbirliğine zorunlu iki rakip mi, yoksa gerçekten ortak bir düzen mi?

Kaynakça

  1. Reuters. “As Trump Skips APEC, China’s Xi Fills the Void with Message on Trade.” 21 Kasım 2025.
  2. The Guardian. “Trump Gives South Korea Permission to Build Nuclear-Powered Submarine.” 20 Kasım 2025.
  3. The Guardian. “Donald Trump Praises ‘Great’ Washington Meeting with Anthony Albanese as Leaders Dine at APEC.” 20 Kasım 2025.
  4. The Guardian. “Trump–Xi Meeting: US President Says Rare Earths Deal and Tariff Cut Agreed.” 21 Kasım 2025.
  5. The New York Times. “Xi Delivers Veiled Warning to Nations Not to Take the U.S.’s Side.” 21 Kasım 2025.
  6. The Washington Post. “China’s Xi Promises to Protect Free Trade at APEC as Trump Snubs Major Summit.” 21 Kasım 2025.
  7. The Washington Post. “Trump Cuts U.S. Tariffs on China, Says Xi Will Delay Rare Earth Limits.” 21 Kasım 2025.