BLOG SAYFALARI

Kronik Travmatik Stres ve Filistin

Uzm. Klinik Psikolog Merve ARAS

Travma kendimize ve dünyaya olan temel iyilik halimizi sarsar. Travma geçiren kişi için dünya anlamsız ve tehlikelerle dolu bir yer, bir öteki ise ‘güvenilmez’ hale gelir. Kendi incinebilirliğimizle bizi yüzleştirirken, kendimize dair olumlu inançlarımızı yerle bir eder. Kendimizi daha suçlu, çaresiz ve yapayalnız hissettirir.1 Travma yaşanmış ve bitmiştir ancak beraberinde gelen birçok stres belirtisi ile işlevselliğimizi engellemeye devam eder; ‘Sürekli tetikte olma hali, uykusuzluk, sanki o anı tekrarlı şekilde yaşıyormuş gibi hissetme’ bunlardan bazılarıdır.2  

Yaşanılan travmatik bir olaydan sonra bu gibi tepkiler anlaşılır olsa da travmatik olayın üzerinden ‘bir ay’ gibi bir süre geçmesine rağmen bireyler yaşadıkları bu olayı,

  • Gün içerisinde tekrarlı şekilde hatırlıyor,
  • Olayı hatırlatan kişilerden ve ortamlardan sıklıkla kaçınıyor,
  • Sürekli tetikte hissediyor,
  • Uykusuzluk veya kâbuslarla günlerini geçiyor,
  • Duygusal olarak donuk ve sürekli huzursuzluk hali yaşıyorsa

modern psikoloji bu durumu ‘travma sonrası stres bozukluğu’ olarak tanımlar ve ruh sağlığı çalışanları olarak devam eden stres belirtilerini azaltmak için psikoterapi müdahalelerine başvururuz. Burada dikkat edilmesi gereken şey bahsi geçen tanımın ‘travma sonrası’ olduğudur, bu tanı ve tedavi için en az bir aylık bir sürecin geçmesini bekleriz.

Bugüne kadar en az 18.500 Filistinli çocuğun öldüğü, 30 binden fazla çocuğun yaralandığı ve uzuv kaybı yaşayan çocuk sayısının nüfusa oranla dünyada en yüksek olduğu Gazze’de ise travma sonrası diye bir kavram yok. Gazze’de travma sürekli, kronik ve kolektif. Gazze çocuğundan yaşlısına kolektif bir yaralanma halini tecrübe ediyor. Ve bu haliyle kendisine, mevcut psikiyatrik tanımlamaları ve tedavi türlerini de aşan bir bakışla bakmayı gerekli kılıyor. Filistin Sağlık Bakanlığı Ruh Sağlığı Birimi Başkanı Dr. Samah Jabr’ın3 söylediği gibi;

“Batı toplumu bir araba kazasını travmatik olarak görüyorsa, Gazze’de yaşanan vahşetin boyutu için aynı kelimeyi kullanabilir miyiz? Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nun (TSSB) klinik tanımı, örneğin savaştan evine dönen bir askerin deneyimi üzerinden şekillenir… Filistin’deki travma kolektif ve süreklidir. TSSB, zihninizin yaşanıp bitmiş travmatik bir döngüde takılıp kalmasıdır. Filistin’de ise bu döngü gerçekliğin ta kendisidir, kişinin kendisi zihninde bunu tekrarlı şekilde kurmaz, bu döngünün içinde her an gerçekten yaşar. Tehdit hâlâ oradadır. Aşırı tetikte olma, kaçınma -bu TSSB semptomları, evine dönen askerin hayattaki işlevselliğini bozabilir, ancak Filistinliler için bu tepkiler hayatlarını kurtarabilir.”3

Travmanın kolektif olduğu, soykırım planının adım adım işlendiği böylesi bir durumda, kolektif bir iyileşmeye ihtiyaç duyulmaktadır. Filistinli gazeteci ve terapist Ashira Darwish’in4 dediği gibi bu kolektif iyileşmenin ilk şartı: “Filistin’in kurtuluşu ve adaletin tesisidir. Adalet sağlanmadığı, Filistin’in kurtuluşu gerçekleşmediği sürece, bu travma yarası asla iyileşmeyecek” 4 Filistinliler, dünyanın gözleri önünde yıllardır hiçe sayılan haklarını almalı ve kendi varoluşlarına yapılan bu sistematik barbarlığın durdurulduğunu somut olarak görmelidirler. Travmatik yaralanma halinin iyi oluşa dönüşmesi için olmazsa olmaz ilk şart budur.

Kolektif iyileşme halinin bir öteki ayağı ise ‘dayanışmadır.’ Travmada bireyleri en yaralayan şeylerden biri ‘kimsenin seslerini duymadığı ve yardım taleplerinin karşılıksız kaldığı’ inancıdır. İnsana dair, insanın varoluşsal iyiliğine dair inançlarını yitirmeleridir. Bu noktada dayanışma, çaresizliği söküp atan bir neşter görevi görür, Düşene ‘düştüğün yerde yalnız değilsin, insanlığım sessiz kalmama izin vermiyor’ mesajı vererek, yaralarının iyileşmesi için en hakiki ilacı verir. Dr. Jab sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İnsanlığını kaybeden, hiçbir şeye indirgenen insanlara onurlarını geri vermek… Psikologlar bunu tek başlarına yapamaz. Devlet ve uluslararası düzeyde müdahalelere ihtiyacımız var. Dünyanın geri kalanının yanımızda durmasına ihtiyacımız var.”

Bugünlerde Gazze’ye doğru yola çıkan ‘Global Sumud Flotilla’ hareketi tam olarak böylesine kritik bir görevi üstleniyor. Gazzelilere ve tüm dünyaya ‘insanlıktan ümitlerini kesmemeleri’ mesajını veriyor. Sumud Flotilla hareketi gemide ve karada olan yüzbinlerce özgür insanıyla, Dr. Jabr’ın ve binlerce Filistin’in seslenişine karşılık veriyor

Bizlerde kolektif iyileşme haline destek olabiliriz. Nasıl mı?

Gazze’yi konuşmaktan vazgeçmeyelim; gözlerimizi Gazze’den ayırmayalım. Sumud ekibini ve onlar gibi kolektif travmayı iyileştirmek için adım atan her bir hareketi sözlerimizle, eylemlerimizle destekleyelim:

Gözlerimiz Gazze’de, yüreklerimiz o gemilerde.

Ayağınıza taş değmesin, insanlığın özgür vicdanları.

Referanslar

1 Graf, N. M. (2015). War and post traumatic growth. C. R. Martin, V. R. Preedy, V. B. Patel (E.Editör). Comprehensive Guide to Post-Traumatic Stress Disorder içinde. DOI 10.1007/978-3-319-08613-2_59-1

2 American Psychiatric Association, DSM-5 Task Force. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders: DSM-5™ (5th ed.). American Psychiatric Publishing, Inc.. https://doi.org/10.1176/appi.books.9780890425596

3 McKernan, B. (2024, 14 April). ‘Chronic traumatic stress disorder’: the Palestinian psychiatrist challenging western definitions of trauma.
https://www.theguardian.com/world/2024/apr/14/mental-health-palestine-children
 4 Tezcan, M. (2024, 4 Kasım). Ashira Darwish: ‘’Filistin Özgürleşmediği Sürece, Bu Travma Asla Geçmeyecek’’.https://perspektif.eu/2024/11/04/ashira-darwish-filistin-ozgurlesmedigi-surece-bu-travma-asla-gecmeyecek/

 

İlginizi çekebilecek diğer gönderiler
BLOG SAYFALARI

İran yenilse bile neden kaybetmeyebilir?

Washington ve Tel Aviv haftalardır İran’ı askeri olarak geriletmeye çalışıyor. Fakat…
Devamını oku
BLOG SAYFALARI

Bir Halkın Anatomisi

Yusuf YAĞLI 28 Şubat 2026 tarihi, insanlık tarihine veya en azından modern tarihe birçok…
Devamını oku
BLOG SAYFALARI

Kehanetçi Jeopolitiğin Dönüşü

Aşağıdaki metin Prof. Alexander Dugin’in Radio Sputnik Escalation Show’un son…
Devamını oku