BLOG SAYFALARI

Birleşik Arap Emirlikleri Neyin Peşinde? Sudan’ın Ardından Sıra Adalarda Mı?

 “Hemetti-Hamideti” lakabıyla bilinen Muhammed Hamdan Dagalu[1] liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri RSF, Libya, Çad, Uganda ve Somali üzerinden elde ettiği asker ve silahlarla 26 Ekim’de Sudan’ın Kuzey Darfur eyaletinde bulunan Faşir şehrinde Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne karşı bir harekât başlattı. Elbette bu harekâtın ve RSF’nin arkasında Birleşik Arap Emirlikleri’nin olduğu herkes tarafından biliniyor.[2]

Daha önce de Suudi Arabistan ile ittifak kurup Yemen’i aylarca bombalayarak on binlerce masum sivilin ölümünden sorumlu olan[3] ve bölgeyi kaosa sürükleyerek Siyonist rejimin ve emperyalist ABD’nin önünü açmakta kilit rol oynayan BAE, nedense Filistin-Gazze ve Lübnan’da İsrail rejiminin 2 yılı aşkın sürdürdüğü katliama ve soykırıma sessiz kaldı. Ayrıca Mısır, Suriye, Sudan, Yemen ve Irak gibi Batı Asya ve Hicaz bölgesi ülkelerinde oluşan her türlü karmaşa, tefrika, bölünme, terör olaylarına dikkatle bakıldığında, tüm bunlarda BAE’nin bir veya birkaç parmağı olduğu da bir gerçek.

Son haftalarda ise gerek Sudan gerekse Kızıldeniz’de Yemen’e ait adalar (örneğin Sokotra adası)[4] BAE’nin bölgede yayılmacı politikasının birer örnekleri haline geldi. Aynı zamanda BAE, gasp ettiği Yemen’e ait Sokotra Adası’nı ise İsrail’in hizmetine sunarak Kızıldeniz’de lojistik ve istihbarat ağını genişletmesine yardımcı oldu. Her ne kadar Ekim ayında başlayan Sudan’daki açık katliam ve Yemen’e ait adalara çökme operasyonları BAE’nin gerçekte Siyonist rejimin önünü açmak, elini rahatlatmak ve güvensiz bir ortam yaratmak amacı taşısa da, bu makalede üzerinde durmak istediğimiz bir diğer “çökme operasyonu” İran’ın Fars Körfezi’de bulunan Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları…[5]

Bu üç ada, bulundukları konum itibarı ile oldukça stratejik ve hassas bir önem taşıyor. Zira Fars Körfezi’nde bulunan Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları, bir diğer İran adası olan Keşm ile birlikte Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve bu boğazda söz sahibi olması açısından İran için tartışmasız bir önem taşıyor. İngilizlerin 1971’de çekilmesinden sonra dönemin İran yönetimi adalara “tekrar” el koydu. Tekrar el koydu diyorum çünkü İngiliz sömürgesinden önce bu adalar, Bahreyn örneğinde olduğu gibi zaten İran topraklarıydı.[6]

2 Aralık 1971’de İngiltere’den alınan icazet ve biat ile Birleşik Arap Emirlikleri adı altında kurulan devleti 6 aile yönetiyor ancak bunların içinde en yetkin ve lider pozisyonda olan Nahyan ailesidir.[7] Bu aileler arasından Büyük ve Küçük Tunbs adaları üzerinde Resü’l-HaymeEmirliği, Ebu Musa adası üzerinde ise Şarika Emirliği hak iddia ediyor. Bu iki emirlik ise iddialarını BAE devleti üzerinden yürütüyor. Aslında mesele bir toprak hakkı davasından ziyade, hak iddia edilen adaların taşıdığı önem meselesidir. Çünkü İran’a her fırsatta saldırmak ve yok etmek isteyen emperyalist Siyonist güçlerin önünde en büyük engel, küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nın çok büyük ölçüde kontrolünün İran’ın elinde olmasıdır.[8] Bu üç adanın kontrolü, bir anlamda Hürmüz Boğazı’nın kontrolüne ortak olmak demektir.

İşte bu yüzden BAE, bu üç adayı İran’ın kontrolünden çıkararak ele geçirmeyi fakat hakikatte İsrail’in, İngiltere’nin ve ABD’nin hizmetine sunmayı amaçlamaktadır. Bu oyunu gören İran ise üç ada üzerindeki mutlak hâkimiyetini her seferinde BAE’ye hatırlatıyor.

Son olarak meseleyi Bahreyn’in başkenti Manama’da düzenlenen Körfez İşbirliği Konseyi toplantısında tekrardan gündeme getiren BAE, bu sefer örgütün desteğini alma ümidinde başarıya ulaştı.[9] Konsey’in kapanış metninde yer alan “Ebu Musa, Büyük Tunbs ve Küçük Tunbs BAE’ye aittir” ifadesi İran’da çok büyük tepkilere neden oldu.[10]

İran İslam İnkılabı Rehberi Veliyy-i Fakih Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’nin Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Danışmanı Ali Ekber Velayeti yaptığı açıklamada konseyin bu kararını reddederek sert tepki gösterdi. Uluslararası ilişkilerde daima itidal çizgisini koruyan ve açıklamalarında ılımlı olmayı tercih eden Velayeti, bu son kararla birlikte tepkinin tonunu artırarak BAE’ye net ve taviz içermeyen bir mesaj verdi:

“BAE hükümetine sormak lazım: Yemen’de ne yapıyordunuz? Babülmendep Boğazı’na sahip olmak da ilginizi çekiyor mu? Sokotra adasını neden işgal ettiniz ve bu adanın ABD deniz çıkarlarıyla ne bağlantısı vardı? Bu adanın ve Hürmüz Boğazı’nın da sahibi olduğunuzu iddia ediyor musunuz?

Yayılmacı politikalarınız nedeniyle Yemen’de ve şimdi de Sudan’da on binlerce Müslümanın kanı döküldü. Şimdi de BAE’nin Sudan’dan ne istediğini ve neden bu ülkenin parçalanması için çalıştığını sormalıyız.

Sudan’da İngilizlerle işbirliği içinde misiniz, değil misiniz?

Birleşik Arap Emirlikleri’nin kuruluşundan binlerce yıl önce İran’a ait olan Ebu Musa Adası’nın mülkiyetini nasıl iddia edebilir?

İran halkının sabrı sınırsız değildir.”[11]

Yapılan bu açıklama gösteriyor ki BAE, yalnızca birkaç kilometre karelik toprak parçasının peşinde değil. BAE, görünürde meseleyi hukuk, uluslararası anlaşmalar, devletlerin saygınlığı vb. aldatmacalar üzerinden yürütse de perde arkasında kendinden istenen rolü oynuyor.

Yaşları kendi tarihinden büyük olan adaları kurulduğu amaca hizmet ederek, sahiplerinin sözünü dinleyerek ve sözcülüğünü yaparak, açık savaşlarda dize getiremedikleri ve aksine rezil oldukları bu dönemde yeni bir tiyatro sahnesi kurarak İran’ı hem uluslararası hukuk alanında köşeye sıkıştırmak hem de askeri-jeostratejik açıdan sınırlamak ve elini zayıflatmak istedikleri çok açık.

Fakat İslam inkılabı ilkeleri üzere kurulduğu günden bu yana ve Veliyy-i Fakih’in keskin ve dakik düşünce-eylemlerini tespit ve tescil ettiği her dönemde beşeri hesaplar, siyasetler, denklemlerin bir türlü yıpratamadığı İran, bu gibi basit oyun ve tezgâhlara karşı hazırlıklıdır. Son olarak güneyde deniz tatbikatı gerçekleştiren İran,[12] aynı zamanda adalardaki askeri gücünü tahkim etmenin yanı sıra adaları aktif şekilde kullanmanın yollarını arıyor. Bunun için de hem adalarda nüfus oluşturacak ekonomik ve ticari girişimleri artırmayı, hem de güvenliği sağlayacak bir koridor oluşturmayı hedefliyor.


[1] https://www.gzt.com/mecra/sudanda-katliamlar-isleyen-hdknin-arkasindaki-general-hmidet-kimdir-3809725

[2] https://www.islamistagenda.com.tr/bae-neden-sudandaki-kanli-ic-savasa-dahil-oluyor

https://martinplaut-com.translate.goog/2024/11/17/why-the-united-arab-emirates-supports-sudans-rapid-support-forces/?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=tc

[3] CAAT – The war on Yemen’s civilians

[4] https://thecradleturkiye.com/articles/uydu-goruntuleriyle-ifsa-oldu-yemen-adalarindaki-bae-israil-casus-usleri-hizla-genisliyor

https://www.odatv.com/dunya/bae-israil-is-birligi-cennet-gibi-adaya-coktuler-sokotra-nerede-120126431

[5] Mehr News Agency – Üç kardeş ada: Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb

[6] https://share.google/bkD36tarpe0brD9sD

(44) XIX. Yüzyılın Sonu XX. Yüzyılın Başlarında Basra Körfezi’nde Uluslararası Hâkimiyet Mücadelesi

[7] Nahyan Hanedanı – Vikipedi

Birleşik Arap Emirlikleri: 7 Emirlik, 6 Hanedan (İnfografik) – Stratejik Ortak

[8] Hürmüz Boğazı’nın Stratejik Önemi ve İran’ın Boğazı Kapatma İhtimalinde Karşılaşılacak Olası Sonuçlar

Strait of Hormuz – History and Importance

[9] https://www.hamshahrionline.ir/news/999916/آخرین-هشدار-ایران-به-امارات-و-شیوخ-منطقه-پشت-صحنه-ادعای-امارات

[10] İran, Körfez İşbirliği Konseyi’nin Üç Ada Hakkındaki İddiasını Reddetti – İran haber – Tesnim Haber Ajansı

[11] https://www.tasnimnews.com/fa/news/1404/09/14/3464221/هشدار-ولایتی-به-حاکمان-امارات-صبر-مردم-ایران-نامحدود-نیست

[12] İran’dan güç gösterisi: Hürmüz Boğazı’nda deniz tatbikatı başlattı – Son Dakika Dünya Haberleri | Cumhuriyet

İran Devrim Muhafızları Donanması Körfez’de füze tatbikatı gerçekleştirdi Yazar Investing.com

İlginizi çekebilecek diğer gönderiler
BLOG SAYFALARI

İran yenilse bile neden kaybetmeyebilir?

Washington ve Tel Aviv haftalardır İran’ı askeri olarak geriletmeye çalışıyor. Fakat…
Devamını oku
BLOG SAYFALARI

Bir Halkın Anatomisi

Yusuf YAĞLI 28 Şubat 2026 tarihi, insanlık tarihine veya en azından modern tarihe birçok…
Devamını oku
BLOG SAYFALARI

Kehanetçi Jeopolitiğin Dönüşü

Aşağıdaki metin Prof. Alexander Dugin’in Radio Sputnik Escalation Show’un son…
Devamını oku