BLOG SAYFALARI

Alacakaranlık Canavarı

Antonio Gramsci, İtalyan düşünür ve dilbilimci. Herkes onu aslında bugün dilimizde sıklıkla kullandığımız “Hegemonya” kavramının isim babası olarak bilir. Gramsci, Sosyalist-Komünist bir düşünceye sahip olmakla birlikte, içinde yaşadığı dönemin analizini yaparken şöyle bir tabir kullanıyor: “Eski düzen öldü, yeni düzen ise henüz doğmadı: Şimdi alacakaranlık canavarları zamanı!”

Bu metafor ilk bakışta şiirsel görünse de siyasi ve tarihsel bir gerçeği ortaya koyuyor. Aşağıda, bahsi geçen fikri Siyonist İsrail’deki mevcut durumla ilişkilendirebiliriz:

1. Eski Düzenin Ölümü; Yenilmezlik Efsanesinin Yenilgisi:

Onlarca yıldır İsrail, askeri üstünlüğüne ve koşulsuz Amerikan desteğine güvenerek kendine bir yenilmezlik anlatısı inşa etmişti. Ancak Gazze’deki yıpratma savaşları, Lübnan ve Yemen’deki direniş cephesinden aldığı ciddi darbeler ve en önemlisi rejimin küresel meşruiyetini gerçekleştirdiği soykırımla aşındırması, eski düzenin artık yeniden üretilemeyeceğini gösteriyor. Özellikle İran İslam Cumhuriyeti’ne saldırdığı ve 12 gün süren savaşta, askeri, stratejik ve psikolojik yönlerden aldığı ağır darbeler İsrail’in onlarca yıldır dünyada oluşturduğu “Dokunulamaz” yanılgısını yerle bir etti. Dolayısıyla “yenilmezlik efsanesi” çöktü.

2. Yeni Bir Düzenin Doğmamış Olması; Batı Asya’da Siyasi Bir Boşluk

İsrail’in saldırgan ve vahşi yaklaşımına, Gazze’de yaptığı toplu katliamlar, sistematik terör ve daha da önemlisi etrafındaki teslimiyetçi iktidarlara boyun eğdirmesine rağmen, başta İran olmak üzere direniş cephesinin (her ne kadar zayıflatılmış algısı yaratılsa da) varlığı ve mücadelesi sayesinde Siyonizm’in planları Batı Asya’da halklar nezdinde bir karşılık bulmadı. Bilakis İran İslam Cumhuriyeti’nin önderliğinde yeni bir düzenin ayak sesleri günden güne çoğalmaktadır. Henüz yeni düzen doğmasa da, gelişmeler Filistin’in özgürleştiği, çok kutuplu bir bölgesel düzenin kurulduğu bir geleceği şekillendiriyor. Colani, tekfirciler, rejim değişiklikleri ve benzeri şeyler yoluyla oluşturulan bugünkü kaos ise “alacakaranlık” dönemini işaret ediyor.

3. Canavar: Netanyahu’nun Bedeninde ve Mücadelesinde Krizin Somutlaşması

Gramsci, canavarın kendisinin bir işaret olduğunu; geçmişin ölümünün ve geleceğin (henüz) doğmamasının bir işareti olduğunu söyler. Bu anlamda Benjamin Netanyahu, bir alacakaranlık canavarıdır. Geçmişin ihtişamını temsil etmez, çünkü İsrail artık zirvede değildir ve yenilmezlik anlatısı tarihin bir parçası haline gelmiştir. Yeni bir düzenin taşıyıcısı da değildir. Netanyahu, ölü bir düzenin yapay devamıdır; iflas etmiş bir rejimin varlığını şiddet ve suç yoluyla erteleyen, ufuksuz bir liderdir.

4. Sonuçlar; Canavar, İsrail’in Başarısızlığının Bir İşareti

Netanyahu ve Siyonizm’in en aşırı hiziplerinin yükselişi, İsrail’in ölüm halinde olduğunun bir işaretidir. Canavar ne yeni bir günün şafağı ne de gecenin kurtuluşudur; o yalnızca alacakaranlığın loş ışığının bir ürünüdür. Bu nedenle Netanyahu, geçmiş düzenin başarısızlığının ve İsrail’in sürdürülebilir bir gelecek yaratma konusundaki yetersizliğinin açık bir göstergesidir.

Gramsci’nin mantığında kriz asla payidar kalamaz, ancak alacakaranlık sonunda sona erecektir; ya yeni bir gün doğar ya da her şeyin üzerine tamamen karanlık bir gece çöker. Bir canavar olarak Netanyahu, yapıcı bir güçten ziyade İsrail’in sonunun bir sembolüdür. Bu rejimin kriz aşamasından tarihsel bir ölüme geçtiğinin bir işaretidir. İsrail için gecenin, direniş cephesi ve bölge için gündüzün bir işaretidir. Yaşananlar yakın gelecekte İsrail için gecenin daha karanlık, bölge ve direniş için ise gündüzün daha aydınlık olacağını göstermektedir. Bu işaretlerden en son ve garip olanı Hizbullah’ın silahsızlanmasını engelleyen Lübnan saldırısı, Katar’a yapılan saldırı ve hiçbir askeri amaç taşımadan Gazze’ye insani yardım ulaştırmak isteyen Sumud Filosu’na rota boyunca yapılan saldırılar… Çünkü teslimiyetçi iktidarlar da Siyonizm’in yalnızca dini değil insanlığı, bağımsızlığı, küresel güvenliği ve en önemlisi dost elini uzattıkları rejimin aslında uzatılan el ile birlikte tüm organizmayı yok etmek istediğini anlamaya başladılar. Tüm bunlar, Netanyahu hükümetinin ve devamında vahşi Siyonist rejimin ölüm ve yaşam karşıtı hesaplarını gösteren işaretler zinciridir.

Sonuç olarak, Gramsci’nin alacakaranlığının İsrail için yeni bir geleceğin doğuş anı değil, sadece sonu haber veren canavarın gösterisi olduğunu vurgulamakta fayda var.[1]


[1] https://donyayetahlil.com/archive/65662/گرگ-و-میش-هیولا makalesinden derlemedir.

İlginizi çekebilecek diğer gönderiler
BLOG SAYFALARI

İran Gündemdeki Yerini Koruyor ve Koruyacak

Yusuf YAĞLI İran, 1979 yılında gerçekleşen İslam İnkılabı ile Batı emperyalizminin…
Devamını oku
BLOG SAYFALARI

Özgür Düşünce Bağlamında Baskı ve İstibdat Meselesi

Bireyin kimlik inşa süreci, yalnızca doğuştan gelen özelliklerle sınırlı olmayan; aile…
Devamını oku
BLOG SAYFALARI

Bilgi Türlerinin Nesnelliği ve Evrenselliği Üzerine Bir Deneme

Mehdi AKYÜZ İnsan neden hakikati talep eder? Çünkü şüphe, insan bilincinin tahammül…
Devamını oku